
Gonca Sarıyıldız Muhteşem Yüzyıl’ın Fatma’sı Fikriye Hanım oldu


Gonca Sarıyıldız, doğal bir güzelliğe sahip ender oyunculardan. Oyunculuğu bir hayat biçimi olarak benimseyen başarılı oyuncuyla çok keyifli vakit geçirdik. Dizi, sinema ve tiyatro üzerine konuştuğumuz Sarıyıldız, samimi açıklamalarda bulundu...
İlk diziniz ‘Muhteşem Yüzyıl’ oldu. Belki de öncelikli olarak cast’a nasıl dahil olduğunuzdan başlamalıyız...
Hikayesinin birkaç bölüm sürmesi düşünülen bir karakter için seçmelere gitmiştim, kısa süre içinde olumlu geri dönüldü ve ertesi gün çekime gittim. Bu hem kamera önünde ilk deneyimimdi hem de başladığı günden beri çok beğendiğim bir projede yer alıyordum, bu yüzden çok heyecan vericiydi.

Gonca Sarıyıldız, ekranın reyting rekortmeni dizisi ‘Muhteşem Yüzyıl’da Fatma Cariye rölündeydi...
Fatma intihar etmeden önce Mahidevran Sultan’ın gözüne girme çabalarını izlemiştik. Dizideki yükselişinizde öne çıkan faktörler neler oldu? Sonuçta dizide onlarca cariye var.
İlk günden beri hem karakterimi hem projeyi çok benimsedim. Ve ‘Muhteşem Yüzyıl’ setiyle, ekibiyle, çalışma biçimiyle içinde yer almaktan çok memnun olacağınız bir proje. Böyle güzel bir ortamda siz de yaptığınız işi heyecanınızı kaybetmeden sahipleniyorsanız, bu mutlaka olumlu yansıyor.
‘Muhteşem Yüzyıl’da izlediğimiz kadarıyla sarayda büyük entrikalar dönüyordu. Siz gerçek hayatta amaçlarınıza ulaşabilmek adına neler yapabilirsiniz?
Fatma güçlü bir karakter. Kendi dışında gelişen tüm karmaşanın içinde kendini emniyete alabilmek için olaylara nasıl dahil olması gerektiğini iyi sezebilen biri. Hayatta kalma güdüsü çok kuvvetli. Kuralları var ama çoğu, içinde yaşamak zorunda olduğu ortamda hayatta kalabilmek üzere geliştirilmiş, kendi bilincinden kaynaklanmayan kurallar. Bir amacı olduğunda ulaşana dek buna yoğunlaşır. Ben de amaçlarıma yoğunlaşırım ama motivasyonlarımız çok farklı. Onu korku ve öfke güdülüyor bende tam tersi; içsel enerjimden ödün vermem. Aramızdaki en önemli fark; ben uyum sağlamayı reddederek hayatta kalıyorum, o hayatta kalmak için uyum sağlıyor.
Oyunculuk maceranız nasıl başladı?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Çocukluktan beri oyuncu olmak istediğim için üniversiteden sonra konservatuvar sınavlarına girdim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuvarı’nı kazandım ve tiyatro bölümünden mezun oldum. Şu anda Müjdat Gezen Tiyatrosu’nda oynuyorum.
Müjdat Gezen’in ‘1881’ adlı oyununda rol alıyorsunuz. Oyundan ve rolünüzden biraz bahseder misiniz?
1881, Atatürk’ün yaşamını anlatan bir belgesel oyun; zamanda sıçramalar yaparak Atatürk’ün yaşamından kesitler sunuyor. Ben oyunda Fikriye Hanım’ı canlandırıyorum. Gerçek hayattan, tarihten bir kişiyi canlandırma fikri çok güzel. Fikriye Hanım’ın hayatıyla ilgili bazı şeyler hala gizemini koruyor. Çok hassas ve fedakar biri, onu araştırırken ve anlarken yaşamından çok etkilendim. Ekibimiz kalabalık ve heyecanlı bir ekip. Müjdat Hoca bu oyunu yazabilmek için 10 bin sayfa kitap okumuş ve ciddi bir araştırma yapmış. Çok emek verilen zor bir prova süreci geçirdik, 10 Kasım’dan beri İstanbul, Ankara ve İzmir’de 50’den fazla oyun oynadık. Ne mutlu ki nisan ayı biletlerimiz şimdiden tükendi.
